TÜRKİYE VE KYOTO PROTOKOLÜ

17 07 2008

2001 yılında Marakeş’te gerçekleştirilen 7. Taraflar Konferansı’nda alınan 26 numaralı karar uyarınca Türkiye’nin adı BMİDÇS Ek-II Listesinden çıkartılmış ve Taraflar Türkiye’nin özgün koşullarını tanımaya davet edilmiştir. Böylelikle Türkiye 24 Mayıs 2004 tarihinde, Sözleşme’nin Ek-I Listesindeki diğer ülkelerden farklı konumdaki bir Ek-I Ülkesi olarak Sözleşme’ye katılmıştır. Bilindiği gibi ABD ve Avustralya, Kyoto Protokolü’nün bütün süreçlerine baştan sona katılmış olmalarına ve kabul edilen metni imzalamış olmalarına rağmen, daha sonra, kendi iç politik gerekçeleri sebebiyle Protokol’ü onaylamamışlardır. Kyoto Protokolü 1997 yılında kabul edildiğinde Türkiye henüz Sözleşme’ye taraf olmadığı için Kyoto Protokolü kapsamında Türkiye’ye özgü herhangi bir sayısallaştırılmış salım sınırlaması veya azaltılması belirlenmemiştir. Bu nedenle Türkiye’nin adı Kyoto Protokolü Ek-B Listesinde yer almamaktadır. Bu çerçevede Türkiye, Kyoto Protokolü’ne henüz taraf değildir. Beyaz Rusya da, BMİDÇS’ye 2001 yılında katıldığı için Kyoto Protokolü Ek-B Listesinde yer almamaktadır. Bununla beraber Beyaz Rusya, 2005 yılı Ağustos ayında Kyoto Protokolü’ne taraf olmuş, Protokol’e katılmasının ardından da Ek-B Listesinde yer almak üzere Sekretarya’ya başvurmuştur. Özetle;
-Türkiye, 2001 yılında kabul edilen 26/CP/7 numaralı karar uyarınca Sözleşme Ek-1’de, diğer ülkelerden farklı bir konumda yer almaya hak kazanmış ve 2004 yılında da Sözleşme’ye katılmıştır.
-Kyoto Protokolü 1997 yılında kabul edildiğinde, Beyaz Rusya ve Türkiye – her ikisi de henüz Sözleşmeye taraf olmadıkları için- salım azaltım yükümlülüklerinin belirlendiği Ek-B Listesinde yer almamaktadır.

-Türkiye, ABD ve Avustralya gibi Kyoto Protokolü’nü reddetmemiştir. Sadece, diğer tüm ülkeler gibi, BMİDÇS kapsamında yürütmekte olduğu çalışmaların bir sonraki aşaması olarak değerlendirmeye devam etmektedir.

-Beyaz Rusya, önce 2005 yılında Kyoto Protokolü’ne taraf olmuş, daha sonra kendi talebi doğrultusunda yürütülen müzakereler sonrasında, -%8 hedefiyle Ek-B’de yer alma hakkına sahip olmuştur.

-Türkiye, bugün Sözleşme’de Ek-I Listesinde olan ancak Protokol’de Ek-B Listesinde yer almayan tek ülkedir.

Ancak bu durum, utanılacak ya da kötü bir şey değildir. Tam tersine Türkiye için büyük avantajlar sağlamaktadır.





NERDEN NEREYE

8 07 2008

Şu zamanlarda girmek için nelerden vazgeçtik, neleri verdik ve vermeye devam ettiğimiz şimdiki BM, o zaman cemiyetler milleti. Atatürk zamanında bizim değil onların bizi sokmaları içni ısrar ettikleri bir belge…





REFORM

6 07 2008

Bu günlerde görsel ve yazınsal basında sıkça yeralan,biz farkında bile olmadan sürekli kulağımıza ilişen bir sözcük vardır.(reform)

Basında yeralan bu konuya biraz kulak kabarttığımızda,reform sözcüğünü iki ana başlık altında toplandığını farkedebiliriz.Bunlardan birincisi AB reformları,ikincisi ise IMF reformlarıdır.Başlıkların az olmasına rağmen konunun yelpazesi oldukça geniştir.

İfade özgürlüğü,demokrasi,insan hakları…….

Konular sayıca çok fazla olduğu gibi tartışma yönünden ağır,dengeler yönünden ise hassastır;Ancak bu kadar çok üzerinde durulan reform’un gerçektende hakkını verebiliyormuyuz?Türkiye’nin reformlara ihtiyaç duyduğu açık bi gerçektir.İşte sorunda burda patlak verimektedir.Üzerinde durulan reformlarla,ihtiyaç duyulan reformlar arsında büyük farklar vardır.IMF ve AB reformları(yaptırımları!) bizim ihtiyaçlarımızın çok altındadır.

Türkiyede yapılacak olan devrimler üç ana kol üzerinden başlamalıdır.Bunlar;ekonomi,sağlık ve eğitim olmalıdır.Bu alanların ihtiyaç duyduğu yenilikleri gerçekleştirmek için bürokrat,asker,sivil,esnaf,çiftçi,sosyolog,psikolog gibi karma üyelerden oluşan gruplarla,devletin kademeleri diyalog içinde olmalı,uzun soluklu birçok araştırma yapılmalıdır.Bu alanlardaki değişiklikler elbette zorlu ve zaman alıcı alacaktır.Eğer bu milletin sorumluluk yüklediği bireyler ,üzerine düşenleri gerçekleştirmekte  kararlı olur,ellerine taşın altına koyarlarsa mutlak başarıya ulaşacaktır.

Unutulmamalıdır ki Türk milletinin kudretli desteğini alanlar,hedefelerine sadece hayalleriyle bile ulaşabilirler.

                                                                                                        ERDEM  GÖNCÜ








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.