Ankara Ekspresi
2.dünya savaşının en önemli muharebelerinden Stalingrad muharebesi Almanya ile Sovyetler Birliği arasında bütün şiddetiyle devam eder…Almanya için bütün savaşın kaderini tayin edeceğinden dolayı bu muharebenin önemi büyüktür.Bu kapsamda Almanya Sovyetleri kafkasların güneyinden kuşatıp imha etme fikrindedir ve bu muharebeyi ancak bu plan dahilinde kazanacağını düşünür.
Bu büyük planı Türkiye’nin tarafsızlığı bozar. Bu nedenle Almanlar Türkiye’yi devre dışı bırakmak ister. Türkiye ile tutuşulacak büyük bir savaş Almanları çok zor durumda bırakacağından dolayı Türkiye’yi içten yapılan bir baskınla ele geçirmeyi düşünürler. Bunun için İstanbul’daki Alman sefarethanesinde üst düzey bir toplantı yapılır.
Bu toplantının başkanlığını da albay Von Klinger yapar. Plan kapsamında İstanbul ve Ankara’ya gizlice girecek S.D. kuvvetleri aynı anda yapılacak bir operasyonla devlet adamlarını tevkif edeceklerdir.”Ankara Ekspresi” şifresiyle de Çankaya köşkü Alman kuvvetlerince sarılacak ve İnönü antlaşmaya zorlanacaktır. Amaç, İnönü’yü ikna edip bir Quisling hükümeti kurmaktır. Böylece yönetim Almanların eline geçmiş olacaktır Fakat albay Von Klinger in de bildiği üzere Türkler kolay pes etmeyen, şerefine ve gururuna düşkün,iyi harbetmesini bilen bir milletti.
Almanların bütün planlarından haberdar olan Türk genelkurmayı istihbarat teşkilatı bu planların icrasını engellemek için çok başarılı bir subay olan Bnb.Seyfi Hüget’i görevlendirir. Müttefikimiz İngilizler hesabına çalışan ve aynı zamanda Türklere de önemli bilgiler veren, Bnb. Seyfi’ye de aşık olan Irwine adındaki casus, Seyfi Bnb. ile yediği akşam yemeğinden sonra gittiği pansiyonunda bir Alman casusu olan Yzb. Ludvig Kolman tarafından öldürülür. Kendisini takip eden memurlarımız da olay mahalinde kendisini öldürür.
Almanların bu gizli planını icra etmekle görevlendirilen kişi, güzelliğiyle herkesin aklını başından alan Almanların başarılı casusu Frolein Hilda Von Şrayder’dir. Yzb.Kolman’ın öldürülmesinden sonra hareketlenen Almanlar kendisini bir mütehayit olarak tanıtan Seyfi Hüget’ten şüphelenirler.Bunun üzerine güzel Frolein Seyfi Bnb.ya yakınlaşıp onun hakkında bilgi toplamakla görevlendirilir.Eğer gerçekten de kendisi bir Türk casusu ise onu saflarına çekmeye çalışacaktır.
Fakat mesleğine ve milletine sonsuz sevgisi olan Seyfi Bnb. karşısında planları başarısızlığa uğramıştır. Olaylar bu seyirde devam ederken Türk istihbaratının himayesindeki bir İngiliz albayı Almanlar tarafından kaçırılır ve izi bulunamaz. Bu olaydan dolayı Bnb.Seyfi zor durumda kalır. Planlarını uygulamada kararlı olan Almanlar faaliyetlerini hızlandırırlar ve S.D. kuvvetlerini bir şileple gizlice İstanbul’a çıkartmaya çalışırlar; fakat bu operasyonu önceden bilen Türk istihbaratı Seyfi Bnb.yı bu kuvvetlerin karaya çıkmasını engellemekle görevlendirirler ve emrine de deniz kuvvetlerinden bir denizaltı verirler.
Bnb.Seyfi Almanların planını başarısızlığa uğratır ve şilebin içinden çıkan bu operasyonun başındaki Frolein Hilda’yı alıkoyar.Frolein’e evinde yaptığı sorgusunda artık planlarının bir gizliliğinin kalmadığını anlatarak İngiliz albayının serbest kalması durumunda kendisinin de serbest kalacağını söyleyerek İngiliz albayının serbest bırakılmasını sağlar.Bu arada görev icabı gerçekleşen bir sürekli yakınlaşmanın etkilerinin iki casusun da kalplerine kadar inmiş olduğunu bu sırada görürüz.
Bnb.Seyfi Frolein’I evinde alıkoyduğu sırada o gece bütün Alman casuslarının kaldıkları yerler,depolar ve hastahane Türk kuvvetlerince çevrilmiş bir vaziyettedir.Nihayet yüz elli civarındaki Alman casusu tutuklanır ve sınırdışı edilmek üzere özel bir trene bindirilir.Her nekadar iki casus arasındaki yakınlaşma duygusal bağlar yaratmış olsa da her ikisi de bu beraberliğin imkansız olduğunu biliyordu.Frolein sınırdışı edileceği gece verilen emir gereği Bnb.Seyfi’yi öldürmek için evine gider; fakat öldüreceği yerde kendisine aşkını itiraf eder.Böylece ikisinin birbirine beslemiş olduğu duygular gün ışığına çıkmış olur.
Fakat Bnb.Seyfi trene binmesi gerektiğini belirterek Frolein’ın trene bindirir. Tren sınıra yaklaştığı sırada tuhaf bir şekilde ufak bir istasyonda durur. Frolein trenden indirilir ve bir arabaya bindirilir.Şaşkınlık içerisindeki Frolein’ın arabayı kullanan kişiye silahını doğrulttuğu anda o kişinin kafasını arkaya çevirmesiyle kalbi mutluluğun iksiriyle dolar. O kişi Bnb.Seyfi’dir.İki sevgilinin birlikteliği böylece başlar.
Esat Mahmut Karakurt
Kadının Hası
okulda,kuaforde, orda, burda… Ama olmuyor hanimlar,olmuyor! Kadinlar kadinligiunutali daha kac on yil oldu ki? Solaryuma girmeye,ciplak gezmeye, kariyerhirsiyla yuzlerini burusturmaya baslayali kac on yiloldu?Cevremde gordugum kadinlardan bazilarinin birtakimozelliklerini sectim.Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardakikadinlarin hosuma gidenozelliklerini ekledim. Gozlerimi kapadim, Osmanlizamanindan kalma, hani suafet-i devran denen kadinlari dusundum. O nasil bircazibedir ki, pecelerinardindan bile erkekleri asik eder.Bir Fransiz kadininin zarafetini dusundum sonra, birİspanyol kadinininatesini ve bir Turk koylu kizinin tazeligini. Kadiningule benzemesigerektigine karar verdim sonunda. Kadinin hasi gulebenzer. Rengiyle,kokusuyla, dikeniyle. Acin televizyonu, bir tane gulgoruyor musunuz?Kadinin hasi…Kadinin hasi yumusak basli olmaz, ama agirbasli vesicak olur.Agirbasliliktan kastim, sIkIcIlIk degil elbet.Simarikligin da hakkiniverir. Agirbasli tebessumleri olur bir de. Kadin yuzudedigin mahkemeduvarina benzemeyecek. Bu tebessumler sevgidir.Yumusacik bir sevgi olurkadin yureginde. Kim olursa olsun, ne yasamis olursaolsun.Erkegini dizine yatirip saclarini oksamayi bilirgercek bir kadin.Kadinin hasi nerede, nasil davranacagini bilir.İnsanlarin icinde kaprisyapmaz, hir cikarmaz; ama gercek bir Osmanli kadinigibi, adabiyla,raconuyla istedigini alir. Dirdir etmez. Cok konusup,baski yapip erkegibezdirmez. Yuz goz olmaz kadinin hasi. Bazen oyle birbakar ki, hele bir debazen oyle bir susar ki, bin tumceye bedeldir bubakmalarla susmalar. Bukadin uzulmeyi de bilir, aglamayi da, kizmayi da. Amauzmemek lazim, ayricakizdirmaya da gelmez.Gercek bir kadin ezik durmaz. Kambur yurumez, dimdikdurur. Kendinesaygisi, guveni vardir. erkegine can yoldasiolur,destek olur, onudinlemeyi bilir.Bazen utangac olur, bazen urkek. Soguktan ya dayalnizliktan korkabilirkadin. Aptal olmaz gercek bir kadin. Bon bon bakmazadamlarin suratina.Hulyali bakislari da olsa, zihni uyanik olur.Huznu, gokten deli deli yagan yagmur gibi olur,saclarindan akar. Nesesiise oyle renkli, oyle daginik; saclari savrulur.Kahkahalari vardir bukadinin, cin cin eder odalarin duvarlarinda.Sesi guzel olur kadinin, biraz bugulu…arada birpencereye yaslar basini,sokaga dalip gider, bir sarki soyler.Olgunluguyla sasirtir erkegi. Bazen de oyle cocukolur, oyle saglamsacmalar ki, yine, yine sasirtir onu.Sikmaz kadin, bunaltmaz, yasa yasa bitmez. Huzur verirvarligiyla.İcli bir turku dinler bazen, usur, sirtina hirkasinialir. Konusurkeninsanin yuzune bakar kadin. Kibirli olmaz. Kultursuzolmaz. Bombos olmazkafasi. Dunyanin, ulkenin olaylarini bilir, anlar,soyleyecek sozu vardir.kisiliklidir. Beceriklidir. Tirnagi kirilinca uzulur,uzulur iste, profesorde olsa, sultan da olsa, boksor de olsa uzulur.Gercek bir kadin hicbir zaman reklam panolarindakikizlara benzemez. Etiniteshir etmez. Fosforlu bir tas gibiligi yoktur onun,los bir cazibesivardir. albenisi metrelerce oteden carpar adami. Nekadar ortunecegini, nekadar acilacagini, yerine ve zamanina gorebilir.Gercek bir kadin Parispodyumlarinda yuruyen, 17. yuzyilin vebali kadinlarigibi mankenlerebenzemez. Uzun saclari vardir kadinin. Yumusak olur,guzel kokar. Kadininhasi saclarini ne zaman toplayacagini, ne zamansalacagini bilir. Kadinayarasmaz sogukluk.Gercek bir kadin gobek atmayi, gerdan kirmayi, iyibecerir; ama oyle heryerde masalarin ustune cikip oynamaz. Havasinda oldumu, bir oynadi mi,herkes onu izler.Kadin korunmayi sever, ama korunmaya muhtac olmaz.Erkekler korumayiseverler, ama yine de gucsuz, zavalli kadinlardanhoslanmazlar. Guclukadindan ise cekinirler, ona yanasamazlar. Kadininhasi bu dengeyi kurmayibilir; gucunu erkegin gozune gozune sokmaz.Has kadina naz da yakisir, kapris de. Oyle tatli, oylekivamli naz eder ki,onun nazini erkek zevkle ceker.Gercek bir kadin siir gibi olur, mey gibi olur, omurgibi olur.
Kac Kopyasınız sız
Hiç düşündünüz mü orijinal kişiliklerinizden kaç kopya çıkarılabileceğini?
Kaç farklı hayatı bir arada yaşadığınızın farkında mısınız?
İstemeden yaptıklarınız, isteyip yapamadıklarınız,
gündüz yapıp gece pişman olduklarınızla nasıl çaresizce
başka başka dünyalara doğru kanat çırpmaya çabaladığınızı fark ediyor musunuz?
Bir dost nikahının ortasında birden bastıran hüznün,
bir büyüğün cenazesinde karşılaştığınız eski bir sevgiliyle çıkagelen coşkunun,
sizi nasıl kopya kopya çoğalttığını ve tek bir sizden ne çok sizler yarattığını biliyor musunuz?
Sinirli bir hayatı çabucak tüketmek için dörtnala koşturup dururken, bir an olsun durup,
geride kaç farklı ayak izi bıraktığınıza dikkat ediyor musunuz?
Sahi kaç kopyayız biz?
Aynı beden içinde kaç farklı ruh halini aynı anda yaşayıp, kaç farklı kişiliğe bürünebiliyoruz?
Bu kişiliklerin hangisi biziz, hangisi fotokopimiz?
Hüzünlü bir dağ başında sadece ırmak şırıltısı ve kuş sesleriyle sakin bir
hayatı düşleyen bıkkınlar mısınız, yoksa deniz kenarında bile televizyonlarını ve
cep telefonlarını elinden bırakamayan gönüllü kent mahkumları mı?
Ya aynı anda ikisine birden özenmenizi nasıl açıklayacaksınız? ..
Hangi kopyanız ‘Kaçıp gidelim uzaklara’ diyor, siz sıkı sıkıya bu topraklara bağlı dururken? ..
Kinler, sevgiler, öfkeler, kahkahalar ve gözyaşlarıyla örtülmüş, çok kopyalı
bir hayatı nasıl kendinize bile söylemeye cesaret edemediğiniz bir tur
iki yüzlülükle yaşayıp gittiğinizi fark ediyor musunuz?
Resmi bir toplantının ortasında, aklınızdan masanın üzerindeki
kalın raporun sayfalarından oyuncak uçaklar yapıp, tek tek aşağı atmak geçerken
hala büyük bir ciddiyetle kös kös oturuyor olmanızı gülümseyerek mi hatırlıyorsunuz, üzülerek mi? ..
Aklınızdan geceni yapamamanın, ruhunuz kopya kopya çoğalırken
asıl hayatı tek kopya olarak tüketiyor olmanın bedelini biliyor musunuz?
Kopyalarınızı orijinal kimliğinizle konuşturuyor musunuz hiç? ..
İçinizdeki canavar, ruhunuzdaki melekle hesaplaşıyor mu?
Siz kopya sandıklarınızın bir bileşkesi misiniz? Yoksa kopyalarınız da aslınıza mı benziyor?
Bilmeden her kopyada aslınızı yeniden mi üretiyorsunuz?
Göçüp giderken ardınızda kaç asıl, kaç suret bırakacaksınız?
Kaçının hatırlanmasını isteyecek, kaçından utanacaksınız?
Sahi, kaç kopyasınız siz? ..
Hangisi sizsiniz, hangisi fotokopiniz? ..
Can Dündar







Son Yorumlar